Halden Hal’e

5 Eylül 2018 0 Yazar: mehmet

Yer: Ankara
Tarih: 05 Şubat 2017
Saat: 23:17

Gecenin bir yarısı Ankara’nın çat ayazında Ali’ye yine yol görünmüştü. Her şeyden çok sevdiği eşi 10 haftalık hamileydi ve bu aralar aşermesi başlamıştı. İnternet’ten araştırdı ve aşermenin 7. ile 14. hafta aralarında yaşandığını öğrenmişti ancak eşi 10. haftaya kadar hiçbir şey istememişti, sanırım artık bir şey istemez diye düşünürken iki gün önce kışın ortasında karpuz aşermesiyle başlayan kabus bugün de çilek istemesiyle devam ediyordu.


Kaynak

Daha önceden hazırlık yapan Ali, eşinin aşermesi durumunda neyi nereden alabileceğini öğrenmişti. İnternette ve bazı dükkanlarda aşerme durumuna karşı yaz ve kış meyveleri bulunduruyor ve bunun ticareti yapılıyordu. Hangi ayda olursanız olun istediğiniz meyve anında temin ediliyordu ancak bu hizmetin karşılığı çok ucuz değildi. İki gün önce öğlen saatlerinde eşinin karpuz aşermesi sonucunda Çankaya’da ki manava giderek hayatının en pahalı karpuzunu almıştı. Toplam ağırlığı 4 kg olan karpuza 100 TL para verince her Türk gibi o da ufak bir para hesabı yaparak acaba bu işe mi girsem diye düşünmeye başladı ama yine her Türk gibi cesaret edemedi ve en güzeli bildiğin işi yapmak diyerek manavın”abi bu poşet karpuz poşeti yırtılmaz gerek yok iki defa poşetlemeye” demesine aldırış etmeden aldığı karpuzu 2 defa poşetleterek evin yolunu tutmuş ve hamile eşinin ilk isteğini yerine getirmişti.

O zaman gündüz vaktiydi ve istediği her şeyi bulabilirdi ancak gecenin bu vaktinde bu soğukta çileği nasıl bulacağım diye kara kara düşünerek atıyordu adımlarını. Nereye gittiğini veya nereye gideceğini kendisi de bilmiyordu o an aklına karpuzu aldığı manav aklına geldi. Acaba arasam mı gecenin bu vakti ayıp olur mu diye düşündü ancak işin ucunda eşi ve çocuğu olduğu için aramaya karar verdi. Manavın numarası zaten hem internet’te hemde dükkanın üzerinde yazıyordu, bunun anlamının beni istediğiniz an arayabilirsiniz olduğunu Ali’de biliyordu. Daha önce kaydettiği ”manav Hasan” yazan kaydın üzerine tıkladı ve aramaya başladı. Uzun uzun çaldı ancak telefonu açan olmadı tam umutları bitecekken yataktan yeni kalkmış o çatlak sesten” efendim kimi aramıştınız” sesini duydu. Adam sürekli rahatsız edilmeye alışık olacak ki ters bir şekilde cevaplamadı telefonu. Derin bir OH çeken Ali ”Şey kusura bakma Hasan usta benim eşin canı çilek çekti acaba sende var mı?” diyebildi. Manav Hasan hiç kaçırmazdı böyle fırsatları ”Olmaz mı beyim ne ararsan var hemen geliyorum” dedi ve telefonu kapattı. Meğer manav Hasan’ın evi hemen üst katmış pijamaları ve elinde bir tomar anahtar ile aşağı indi. Ali, bütün bu anahtarların içinde doğru anahtarı bulabilecek mi diye düşünürken anahtarların sırasını ve nereyi açtığını ezberleyen Manav Hasan bir çırpıda dükkanı açı verdi.

Dükkan her ne kadar karışık olsa da neyin nerede olduğunu sokak lambasının hafif loş ışığı sayesinde bulabilen manav Hasan elini portakalların arkasından bir yere uzattı ve yarım kiloluk plastik kabın içerisinde kırmızı çilekleri çıkardı. ”Hava soğuk zaten dolaba koymadım bugün geldi sana kısmetmiş” diyerek uzattı çilekleri. Ali çileği bulduğuna sevindi ancak fiyat olarak ne kadar isteyecek acaba diye korku sarmıştı içini. Her ne kadar Çankaya’da otursa da basit bir memurdu aldığı para belliydi. Korka korka ”Hasan usta bunun fiyatı ne? Bak bu ikinci gelişim biraz indirim isterim” diyebildi. Manav Hasan ” Valla abi sende bu eş olduktan sonra ikiciyi bırak on defa daha gelirsin” dedi ve gülmeye başladı. Daha sonra ” Tamam bu seferlik gece tarifesi almayayım senden 50 TL ver yeter” dedi. Yarım kilo çileğe 50 TL vermek çok zoruna gitse de mecburen aldı Ali. İçerisinden acaba gece tarifesi olsa ne kadar olur diye geçirirken tam o sırada bakışlarından ne düşündüğünü anlayacak kadar eski esnaf olan manav Hasan ” İki katı olacaktı” dedi. Bu cevap karşısında ”Nereden anladın onu düşündüğü mü?” diyebildi Ali. Manav Hasan ise ” Beyim yılların esnafıyım bırak da bilelim o kadar, istersen bunu da iki poşete koyalı” diye espiriyi yaptıktan sonra ”Başka bir arzunuz var mı? Ne zaman olursa olsun hiç çekinmeyin arayabilirsiniz” dedi ve dükkanı kapatmaya başladı.

Yeni düşünceler içerisinde evin yolunu tutan Ali kapının önüne vardığını bile zor farketti. Cebinden bu soğukta buz gibi olmuş metal anahtarları çıkartarak kapıyı açtı ve yüzüne binanın sıcaklığı vurmasıyla ”Bu işine hallettik.” dedi kendi kendine. Dairenin kapısını açtığında daha büyük bir sıcaklık yüzüne vurunca iyice kendine gelmişti ve ‘Hayatımm!” diye sesleni verdi içeriye. Ancak içeriden ne bir ses ne bir seda vardı. Sessizce içeri süzüldü ve eşinin kanepenin üzerinde uyuya kaldığını görünce yüzünde manalı bir tebessüm oluştu ve aldığı çilekleri buzdolabına koyarak eşinin üzerini örttü ve karşı kanepeye de kendisi uzandı.


Kaynak