Hikayeyi Devam Ettir…

Hikayeyi Devam Ettir…

28 Haziran 2018 0 Yazar: mehmet

Arkadaşlar dün hikayeyi devam ettir yarışması düzenlendi bende katıldım hikayemi bende sizinle paylaşmak istedim. Arada kopukluk olmaması adına hikayenin başlangıç kısmını kopyalıyorum eğer isterseniz linke ulaşmak isterseniz [buraya](https://steemit.com/cointurk/@kusadasi/hikayeye-devam-et-oeduelue-kazan#@mucar38/re-househusband-re-kusadasi-hikayeye-devam-et-oeduelue-kazan-20180627t205128970z) tıklayabilirsiniz.

[Kaynak](https://steemitimages.com/0x0/https://cdn.pixabay.com/photo/2017/11/05/16/58/apocalypse-2921093_960_720.jpg)

Sene 2150… 100 senedir kimse dışarı çıkmadı. Güneş ışığının görülmediği tam bir asır…
Her şey, 2050 yılının sonbaharında meydana geldi. Savaşın sessiz ama hırçın rüzgarı tüm sokakları kolaçan etmeye başlamıştı bile. Ülkelerde yaşanan iç krizler ve baskı insanları her geçen gün daha da karamsar hale getiriyor ve onları isyana sürüklüyordu. Çünkü artık savaşlar eskisi gibi değildi. Binlerce değil milyarlarca insanın ölümüne yol açabilecek kitle imha silahları sürekli gündemdeydi. Bu durumdan rahatsız olan savaş karşıtı zenginlerin oluşturduğu bir zümre, dünyanın genelinde süren iç karışıklıklar ve dış politikada meydana gelen savaş tutumları nedeniyle her bölgede sığınaklar inşa etmeye başladı. Kendilerine Seçilmişler ismiyle hitap eden bu zümre, tüm krizlerin ortasında 1 yıl gibi kısa bir sürede tam 40 tane sığınak inşa etmeyi başardı. Sığınakların içinde yüzlerce yıl yetebilecek yiyecek stoğu ve su mekanizmaları bulunuyordu. Seçilmişler, sığınakları sadece bir kurtuluş yeri olarak değil aynı zamanda Yeni Dünya’nın merkezleri haline getirebilmek için gerekli her detayı önceden planlamış ve 1 yıl içinde her şeyi hazır hale getirmişlerdi.

Kasım ayının ortasında Seçilmişler sığınaklara taşınmaya başladı. Bu sırada ülkeler arasında yaşanan tartışmalar ve savaş tehditleri bir hayli artmıştı. İlk atak Amerika’dan geldi, sadece 1 dakika içinde Rusya’nın yarısından fazlası yok oldu. Rusya’nın ittifakı olan Çin ise Amerika’yı vurmaya başladı. Eskisi gibi, toplar ya da tüfekler yoktu. Her şey birkaç bombaya bakıyordu. 2 saat süren Büyük Dünya Savaşı sonucunda Dünya yaşanılamaz bir hale geldi. Radyasyonun etkileri çoktan her yeri sarmıştı. Milyarlarca insan sadece 2 saatte hayatını kaybetti. En şanslı olanlar ise Seçilmişler oldu. Onlar için artık yaşanabilir bir Dünya yoktu. Onların Yeni Dünya’sı yerin kilometrelerce altında kurulmuştu.

İnsanlar, sığınaklarda 100 senede rüzgarın, güneşin, toprağın ve doğanın varlığını unutmuşlardı bile. Buna Sığınak 10’da yaşayan Seçilmişler de dahil. Ta ki 2150 yılında yaşanan sıkıntıya kadar… Sığınak 10’un su mekanizmasını yöneten çip bozulmuştu ve yenisi bulunmazsa 150 gün içerisinde herkes ölecekti. Su çipi olarak bilinen, bir cebe sığabilecek büyüklükte olan mikrodenetleyicinin görevi, su dağıtım sistemini ayarlamaktı. Yeryüzünde yağan yağmurları biriktirip onları arıttıktan sonra depolayan ve ana depodan diğer küçük depolara dağıtım yapan bir sisteme sahip olan çipin bozulması su arıtma sistemini ve ana depoyu kullanılmaz hale getirerek sadece küçük depoları kullandırmaktadır. Küçük depolarda biriken su ise Sığınak 10 için sadece 150 gün yetebilecek düzeydedir. Sığınak 10’un başkanı olan 101 yaşındaki Rafael Adams’ın sadece bir seçeneği vardı o da Sığınak 10’a en yakın olan Sığınak 15’te varsa yeni bir çip almaktı. Bunun için bir kişinin seçilmesi gerekiyordu. Yapılan toplantı sırasında neredeyse tüm gözler Bryan’ı aradı. Yaşanan her türlü teknik sıkıntıda ilk çağrılan isim olan Bryan, bu iş için biçilmiş kaftandı. 32 yaşında 1.90 boyunda iri yapılı ve oldukça becerikli biri olan Bryan, sığınakta yaşadığı 32 yıllık süre içinde kendini pek çok alanda geliştirmişti. Bu yüzden bu görevi yapabilecek tek kişi oydu. O ise her zamanki gibi sığınağın sorunları ile uğraşmaya devam ediyordu. Rafael Adams, Bryan’ı çağırdı ve alınan kararın bu olduğunu belirtti. Odasına hazırlanmaya gittiğinde, heyecandan eli ayağına dolaşan Bryan, çantasını hazırlamakta zorlanıyordu. Birkaç saat sonra toplantı odasına döndüğünde masanın üzerinde çeşitli eşyalar bulunuyordu. 2050 yılından kalma bir pompalı tüfek, 357 Magnum ve 24 adet mermisi, Sığınak 10 ve Sığınak 15’in bulunduğu bölgelerin haritaları ve bir adet pusula…

 

Toprağa ilk adımını attığında, yeryüzü hakkında kulaktan dolma bilgiler dışında neredeyse hiçbir şey bilmiyordu. Yeryüzünde kurulan yeni düzen, isyancılar, fakir halk ve yaşam biçimleri… Bryan’ın tek yapması gereken Sığınak 15’e ulaşıp yedek çip almaktı. Fakat içinde onu kemiren bir şey vardı. Hiçbir zaman aklından çıkmayan, ruhunun derinliklerinde sürekli sayıklanan bir isim; Sığınak 10’dan kaçan çocukluk arkadaşı, Rachel…

 

Bu kısımdan sonra @househusband isimli kullanıcı şu şekilde devam etti. Orijinal hali için [tıklayınız](https://steemit.com/cointurk/@househusband/re-kusadasi-hikayeye-devam-et-oeduelue-kazan-20180627t154248300z).

Bryan bir yandan zihninin tam ortasına yerleşmiş olan Rachel’i aklından çıkarmak ve görevine odaklanmak için çaba harcarken diğer yandan da ömrü boyunca sadece söylentilerini duyduğu yeryüzünü keşfetmeye çalışıyordu. Toprağa bastığında dikkatini çeken ilk şey yeryüzünde gördüğü insana benzer yaratıkların kendisinden çok farklı göründüğüydü. Muhtemelen savaş sırasında maruz kaldıkları radyasyon insanoğlunun genlerinde kalıcı bir mutasyona sebebiyet vermişti. Dikkatini çeken ikinci şey ise çok çelimsiz olmalarıydı. Etrafta fazlaca insan görünmüyordu. Zorlu koşullarda yaşamını sürdürebilenler bu kadardı herhalde. Bryan haritada kendi yerini saptayıp Sığınak 15’e gidebileceği yolu belirlemeye çalışırken, sadece hikayelerden tanıdığı güneşin yakıcı etkisini derinden hissediyordu. Acaba Seçilmişler sığınaklara taşınmadan önce bu güneşe nasıl katlanabiliyorlardı? Haritada belirtilmiş olan yerlerin birçoğunun artık yeryüzünde olmadığını ve Sığınak 15’e giden yolu bulmanın hiç de kolay olmayacağının farkındaydı ancak sığınaktakilerin hayatı Bryan’ın ellerindeydi ve bu görevi başarmalıydı. Kendisine güvenen ve elinde su çipiyle geri dönmesini bekleyen onlarca insanı hayal kırıklığına uğratma şansı yoktu. Öncelikle sığınaktaki yaşlılardan dinlediği güneş ile yön bulma tekniğini uyguladı. Elindeki haritaya göre Sığınak 15, bulunduğu yerin 50 km kuzey doğusundaydı. Tam ayağa kalkıp yola koyulacaktı ki karşısından 3 tane insansı yaratığın koşarak kendine doğru geldiğini fark etti. Açlıktan gözleri dönmüş bu yaratıklar muhtemelen benimle öğle yemeği ziyafeti çekecek diye düşündü. Gittikçe kendisine yaklaşan yaratıkları izlerken, aniden sığınaktan çıkarken yanına aldığı pompalı tüfeği anımsadı. Sırtından tüfeği çekerek kendisine doğru koşan yaratıklara ateş etmeye başladı. 1. atış, 2. atış ve tam üçüncü atışı yapacağı esnada kendisine iyice yaklaşmış olan yaratıkta bir farklılık sezdi. Bu kahverengi bir çift gözü nerede olsa tanırdı. Rachel…!

Bende kendi hikayemi bu ikisinin devamı olarak paylaştım.

Ateş edip etmemek arasında kararsız kaldı. Acaba gerçekten Rachel mı sorusu aklını kemiriyordu. Rachel olsa sanki kızarmış tavukmuşum gibi bana doğru koşmazdı ancak belki de sığınaktan kaçtıktan sonra bu hale geldi en iyisi onu öldürmeyecek şekilde yaralayayım diye düşünebildi. o kadar çok yaklaşmıştı ki sadece sol aygına ateş etme fırsatı bulabildi. Pompalının etkisiyle olduğu yere yığılan yaratığı daha dikkatli incelemek için iyice yaklaştı. Gözleri aynı Rachel’ın gözlerine benziyordu ancak saçları tamamen dökülmüş ve çok yaşlı duruyordu, Rachel ile aynı yaşta olduğu halde yaratık neredeyse 45 yaşında gibi gözüküyordu. Bunun nedenleri yayılan radyasyona çok fazla maruz kalmış olabileceği aklına geldi. Artık durumu netleştirebilmesi için tek yolu kalmıştı, o da çocukken ölene kadar en yakın arkadaş olarak kalacaklarına dair birbirlerine söz verip sol omuzlarına hiç görmedikleri ancak büyüklerinin kendilerine ormanların kralı diye bahsettikleri aslanın dövmesi yaptırmışlardı. Yaratığı hemen ters çevirdi ve sol omzunu açtı ve evet aslan dövmesi yerindeydi. Ne yapabilirim diye kısa bir durum muhakemesi yaptı. Eskiden Rachel olan ancak şimdi bir yaratığa dönüşmüş olan arkadaşını o şekilde bırakıp gidemezdi. Belki sığınakta doktorlar düzeltebilir o zaman kadar yaşatmalıyım diyerek elinde çok az sayıda bulunan ilk yardım malzemelerini kullanarak onu tedavi etti. Çok zaman kaybeden Bryan bu geceyi burada geçireyim yarın sabah artık ne yapacağıma bakarım diye düşündü. Gece çok soğuk olduğu için ateş yaktı ve yaralı olan Rachel ile ilgili düşünmeye başladı. Acaba iyileşecek mi? Şimdi ne yapmam lazım? yanımda götüremem o kadar yolu gidip gelemez sığınağa dönüp teslim mi etsem soruları aklından bir türlü çıkmıyordu.

Sabahı zor etmişti ancak en mantıklı kararın arkadaşını yüz üstü bırakmamak olduğuna karar verip yaralı ve bitkin halde ki Rachel’i sırtladı ve sığınağın yolunu tuttu. En fazla 1-2 km uzaklaşmıştı zaten nasıl olsa bir iki saat içerisinde Rachel’ı teslim edip tekrar yola çıkarım diye düşündü.

Artık iyice yaklaşmıştı sığınağa ancak fark etmediği bir şey vardı. İsyancılar tarafından takip ediliyordu. Evet isyancılar dün silah seslerini duyduktan sonra olay yerine hızla gelmişlerdi ancak uzun zamandır görmedikleri normal bir insanı fark edince hemen saklandılar ve bu asla yalnız değildir mutlaka bizi toplu yaşadıkları yere götürecektir diye düşünüp onu takip etmeye karar verdiler. Radyasyon her ne kadar görünüşlerini değiştirmiş olsa da düşünme gücüne etki etmemişti. Bryan sığınağın kapısına geldiğinde hala takip edildiğinin farkında değildi. Asiler sığınağın girişini öğrenene kadar saldırıya geçmeyeceklerdi tam o sırada Bryan gizli geçidi açarak içeri girdi…

Belki sonunu siz tamamlamak istersiniz? Yorum veya postunuzu bekliyorum. Okuduğunuz için tşk ederim