Bir An

Bir An

25 Haziran 2018 0 Yazar: mehmet

Asım, ıssız kaldırımlarda hızlı adımlarla yürürken biraz önce yağan sağanak yağmurun oluşturduğu su birikintilerine ve adeta bir mayın tarlasına benzeyen kaldırımda, tahmin edilmesi imkansız kenar ve alt boşlukları su dolu parke taşlarına basmamak için dua ederek mahallenin bakkalı Hacı Ali amcanın dükkanına doğru gidiyordu. Saatin geç olmasından dolayı kapanmış olacağını düşündükçe tıpkı hava gibi içi kararıyordu, ancak her ne kadar Hacı Ali olarak bilinse de mahalle bakkalının parayı ve kazanmayı çok sevdiğini o da tüm mahalleli gibi biliyordu. Köşeyi dönünce bakkalın ışıklarından her şey belli olacaktı. Eğer kapandıysa bu bozuk havada açık bir dükkan bulmak için bütün mahalleyi dolaşması gerekecekti, bunu bildiği için adımlarını hızlandırdı, köşeye çok yaklaşmıştı. Dikkatini mahallenin bakkalına verdiği anda en çok korktuğu şey başına geldi, içi su dolu parke taşına basmış ve pantolonunun paçasını kirli suyla tamamen ıslatmıştı. Her ne kadar doğduğundan beri aynı mahallede yaşasa da belediye kaldırımları her seçim dönemi yaklaşınca çalışıyormuş görüntüsü vermek için yenilediğinden dolayı içi su dolabilen parkelerin tamamını tespit edememişti. Eğilip umutsuzca eliyle paçalarına vururken ”Bu belediye her seçim döneminde bu kadar uğraşacağına bir kere adam akıllı alt yapıyı yapsa ve sağlam kaldırımlar yapan bir şirkete ihaleyi verse ne olur sanki” diye içinden geçirdi. O an aklına Üniversitede ki siyaset bilimi hocasının şu sözleri aklına geldi, ”Arkadaşlar! Siyaset tamamen yalan söyleme işidir. Ne kadar iyi yalan söylersen ne kadar güzel göz boyarsan halk seni o kadar çok sever. Asla çalışma, ancak seçime sayılı günler kala yandaş şirketlere bir yol veya kaldırım ihalesi ver. Bende sana belediye başkanlığını garanti edeyim.” hocasının ne kadar haklı olduğunu düşündü. Kendi baba ve annesi dahil belediyenin çok çalıştığına inanıyordu. Onlara bir türlü kaldırım ihalelerinin 3 seferdir aynı şirkete verildiğini, normalde bir kaldırımın en az 10 sene sağlam şekilde hizmet vermesi gerektiğini ancak yapılan kaldırımların bir sene içerisinde kullanılmayacak hale geldiğini, madem şirket güzel bir kaldırım yapmıyor neden aynı şirkete ihalenin tekrar tekrar verildiğini, cebimizden çıkan vergilerin bize hizmet getirmesi gerekirken bunun yerine yandaş şirketlere peşkeş çekildiğini anlatamıyordu. Hatta bazen babasıyla hararetli tartışmalara giriyor, bunun sonucundaysa babası annesine ” Senin yüzünden bu çocuk anarşist oldu, ben sana dedim fabrikada boş kadro varken yanıma alacaktık bunu, hem ne güzel sigortası yatar cebine üç kuruş para girerdi. Ne vardı üniversite okutacak, millet dışarıda aç, herkes üniversite mezunu bak iş bulabilen yok.” diye kızıyordu. Yine de bu düzen değişecek umudunu asla yitirmemişti. Geleceğin bilinçli gençlerin elleriyle şekilleneceğini ve o ana kadar sabretmesi gerektiğinin farkındaydı.

[Kaynak](http://c11.incisozluk.com.tr/res/incisozluk/11002/1/380241_o9d59.jpg)

Kirli suyun çıkmayacağını bile bile çırptığı paçalarının ardından doğruldu yeniden. Aslında amacı temizlemek değildi yeni alınan pantolonunun ne kadar kirlendiğini merak ediyordu. Hayatında ilk kez markalı bir pantolon almıştı. Her ne kadar babası işçi emeklisi olsa da ara sıra okul harçlığı diye aldığı paraları biriktirip üniversitedeki arkadaşlarının sürekli giyindiği o bilindik markadan ilk defa bir şey almıştı. Her ne kadar kapitalizme karşıda olsa, yerli ürünün desteklenmesi gerektiğini düşünse de o da bir insandı ve onunda beğenilme duyguları vardı. Kendisini davasına ihanet etmiş gibi hissettiği için ”Hem yerli kumaşlar hemen soluyor ve yırtılıyor, hiç değilse uzun soluklu giyecek bir pantolonum olmalı, insanları etkileyip davama kazandırmam için bu şart” diye düşünerek vicdanını rahatlatmaya çalışıyordu. Gerçekte ise aynı sınıfta bulunan Ayşe’nin dikkatini çekmek ve onu etkilemek için almıştı o pantolonu, sadece bunu ne kendine ne de başkasına itiraf edebilmişti.

Bakkalın ışıkları yanıyordu, Hacı Ali bakkalını gece 24:00 olana kadar kapatmıyordu. Asım, içeri sert adımlarda girip ayaklarını yere vurdu. Hacı Ali ”Dur be çocuk ne yapıyorsun daha yeni temizledim, tam da dükkanı kapatacaktım.” dedi. Her ne kadar hoşlanmasa da ailesi ona diğer insanlara özellikle yaşlılara saygılı davranmasını çok iyi öğretmişlerdi. ”Kusura bakma Hacı amca boş bulundum.” diyebildi. Hacı Ali ”Ne oldu bu saate ne istiyorsun ?” dedi. ” Babam akşam eve gelirken sigara almayı unutmuş, yatmadan önce içmezse krize giriyor onun için geldim. Bir paket Tekel 2000 verir misin ?” derken içerisinden umarım nasihat vermeye başlamaz diye geçirdi. Ancak Hacı Ali böyle fırsatları kaçırmaz hemen din tüccarlığına başlardı, ”Bak oğlum babana söyle sigara haramdır. İnsan kendisine zarar veren şeyler kullanmamalı. Cenabı Allah bunu bizlere yasaklıyor.” gibi birçok laf söyledi. Asım o an içerisinden ”İçmek günah diyorsun Hacı amca ama satmak daha günah değil mi?” diye sormak geldiyse de bu cümlenin Hacı Ali’de bir etkisi olmayacağını ve sadece tartışmayı uzatıp evde izlemeye ara verdiği filmine geç kalacağını bildiği için susmayı tercih etti.

Bakkaldan sigarayı alıp çıktığında ”Bir daha bu adamın dükkanına gelmeyeceğim, kendisinin yapmadığı iş yok faizinden tefeciliğinden tut da karaborsacılığa varana kadar her şey var, kendi yaptıklarını görmüyor milletin sigarasına laf ediyor.” diye içinden geçirdi. Ancak o da çok iyi biliyordu ki bu bakkala yine gelecekti. Babasının emekli olmasından dolayı ay sonunda aldığı malzemeleri sürekli yazdırmak zorundaydılar ve deftere yazan tek dükkan vardı o da Hacı Ali’nin bakkalı. Eve girerken içerisinden bu sisteme küfürler yağdırıyordu. Aldığı sigarayı mutfakta girişte solda duran ve sobada yakacak olacağı günü bekleyen yorgun ve bitkin ahşap masanın üzerine bıraktı. En sonunda yatağına uzandığında kulaklığını taktı ve liseden mezun olurken okul birincisi olduğu için kendisine hediye edilen, bazı tuşları sökülmüş, Windows XP den başka işletim sistemini dahi kaldıracak kapasitesi olmayan dizüstü bilgisayarının ”Space” tuşuna basarak Ferhan ŞENSOY’un komedi aslında traji komedi olan ”PARDON” filmini izlemeye devam etti.